Yatırım Portföyünde Döviz Varlık Ne Kadar Olmalı?

2021 benim için ve portföyüm için nasıl bir yıl oldu, bir değerlendirme yazısının vaktidir.

Yatırımlarım ‘kendimce’ bilinçli bir çeşitlendirmeyle, yatırım fonu, hisse senedi, altın, döviz ve gayrimenkul olarak farklılaşmış ve bütünün içinde farklı ağırlıklarla dağılmış durumda.

Ailece tasarruf ve yatırım sürecimizin en verimli adımı, uzun vadeli bir borçlanma, yani kredi ile konut alımı idi. 2009 yılında yaptığımız bu borçlanmayı 2014’de bitirdik ve o günden bu güne kendi evimizde oturuyoruz. Varlık dağılımında bahsettiğim gayrimenkul sadece bu borçlanma sonucu alınan konuttan ibarettir.

Neden dövize de yatırım?

Bugün yatırımlarımda dövize neden yer verdiğimi ve bunun ‘bize özel’ sebeplerinin ne olduğunu paylaşmak istedim. Elbette döviz birikimi için banka mevduatı gibi klasik bir seçenek de var, ancak ben neden Eurobond tercihi yaptığımı paylaşmak istedim.

2021’de yatırımlarım nasıl değişti?

Öncelikle pandemi döneminde başlayan bir yatırım tercihinin ‘öznel’ taraflarını belirtmem gerekir. Bu yıl oğlum üniversite sınavına girecek ve ülkemizdeki üniversitelerde ‘bilgisayar, yazılım mühendisliği gibi bir akademik eğitime ulaşmaya çalışacak. Aralıksız ve gayet düzenli şekilde hazırlanıyor, umarım emeklerinin karşılığını alır.

Ailesi olarak bizim de ödevlerimiz var. İki oğlumuz var, küçük oğlumuz da bu yıl ortaokula başladı. Zamanlamayı iyi hesap ederek finansal plan yapmamız lazım. Başlangıçta planım çocuklarımın eğitimlerinde ‘devlet okulları’ ile ilerlemek ve bu sürede çocukların üniversite ve yüksek lisans gibi, olursa yurtdışı gibi hedeflerine maddi destek verebilme yönündeydi.

Ancak ne kadar planlasanız da bazen ‘kervanı yolda düzmek’ gerekiyor ülkemizde. İşin zorlayıcı tarafı, hiç bir planlamayı ‘uzun vadeli’ yapmak da pek olası değil maalesef. Ülkemizdeki ‘resim’ sürekli değişiyor. Bireyleri de ‘uyumlanmaya, güncellenmeye’ itiyor.

Okul masrafları

Bu yüzden pek çok yetişkin gibi, benim planlarım da tutmadı.

Büyük oğlumu ortaokuldan itibaren ‘özel okul’ evreninde var etmeye çalıştık. Küçük oğlum da, ilkokul birinci sınıfa çok iyi bir devlet okulunda başlangıç yapmasına rağmen;

  • kurs,
  • etüt,
  • ikindi kahvaltısı,
  • kırtasiye,
  • okula yardım,
  • İngilizce desteği,
  • servis vb.

tüm maliyetler, orta ölçekli butik bir özel okul kıvamında olunca; ilkokul ikinci sınıfta evimize çok yakın bir özel okul tercihi ile, bize servis masrafı da doğurmadan devam etti, halen bir özel okulda devam ediyor.

Özel okul, ailemiz için ‘zorunlu bir tercihe’ dönüştü.

Şanslıyım çünkü iki oğlum da %80 seviyesinde öğrenim bursuyla elde ettiler bu imkanları, durumun ailemiz için ‘sürdürülebilir’ olması bu sayede mümkün oldu. İstanbul şartlarında burs olmadan iki çocuğu özelde okutmak, pek çok aile için mümkün olmadığı gibi, bizim için de mümkün değil.

Büyük oğlum liseye 4 yıldır Öğrenci Kartı kullanarak aylık 78 TL maliyetle gidip geliyor, okulunda yemek satın almadık, yemeğini evde hazırlayıp yanına veriyoruz. Küçük oğlumu sabah ben bırakıyorum, akşam üzeri büyükannemizle birlikte Metro kullanarak dönüyor.

Okul masrafları ‘özel okul’ tarafına evrilince an itibariyle en güçlü umudumuz, büyük oğlumuzun bir devlet üniversitesinde ‘mühendislik’ okuması ve o sayede bize ‘yurtdışı eğitimleri için tasarruf kapısı aralayabilmesi’

Yaşayarak göreceğiz.

Eurobond tercihine gidiş

Bu ana plan, yatırımlarımda ‘dövize’ mutlaka yer vermek gereğini doğurdu ve bu noktada ‘Hazine Eurobond’u’ tercihi yaptım.

Yatırım portföyümüzün %20’lik kısmı Eurobond yatırımından oluşuyor ki; Eurobond’un vergisel yükümlülüklerini bilmek ve buna göre hareket etmek gerekiyor.

Eurobond tercihimi %6 kupon faizli 25.03.2027 vadeli Hazine Eurobondundan yana yaptım. Çok kaba bir örnek verirsem, 10.000 USD gibi bir tutar ile yılda 600 USD gibi bir kupon faizi geliri elde etmek demek bu.

Altı ayda bir 300 USD tutarında kupon ödemesi almak, bir diğer deyişle.

Ancak bu tercihi yapmadan önce finansal evrenimizde iyi bir araştırma yapmanız gerekiyor.

Zira, Eurobond alım satımı sektörde maalesef çok yüksek bir tutar olan 200.000 USD karşılığı USD veya EUR gibi bir alt limitle yapılıyor. Birey ve kurumlara Eurobond sunan finansal kurumların büyük bir kısmı, Eurobond’ları kendi hazinelerinin varlık portföyü içinde hazır tutmak yerine; müşteri talebi olduğunda ikincil piyasadan, yani tıpkı bizim dolar, euro, altın alıp sattığımız piyasadan alarak, talep eden müşterisine sunuyor.

Elmayı marketten almak

Bu durum aslında basitçe şöyle örneklenebilir. Elma almak istediğinizde, elmayı doğrudan üreticinin sepetinden almak yerine, o elmayı üreticinin nakde dönüştürdüğü piyasa olan manavdan, marketten alıyorsunuz. Üzerine ek maliyetler geliyor.

Eurobond da böyle, finansal kurum hazineleri, talep olması durumunda varlığı piyasadan bulup size sunuyor. Bu da yatırımcı için maliyet arttırıcı bir unsur. Eurobond’u doğrudan hazine portföyünde tutmak da finansal kurum için büyük bir maliyet olduğundan, genelde ülkemizdeki fiyat işleyişi ‘talep halinde Eurobond’un ikinci el piyasadan bulunup müşteriye sunulması’ şeklinde.

Bu işlemi yapmak için de ‘büyük oranda 200.000 USD karşılığı USD veya EUR cinsi alım yapabilmek gibi bir alt limit’ ile karşılaşıyorsunuz.

Bazı kurumlar ise, Eurobond satışını daha düşük tutarlarda, örneğin 10.000 USD gibi, 50.000 USD gibi seviyelerde de yapabiliyorlar. Bu yüzden, çalıştığınız bankanın veya aracı kurumun, portföy şirketinin Eurobond işlemlerindeki alt limitini öğrenmenizde yarar var.

Ben çok daha düşük tutarlarda Eurobond alım-satım imkanı veren bir bankadan yaptım işlemimi.

Dikkat!

Eurobond konusunda en kritik konu, yüksek riskli ve size anapara kaybı yaşatabilecek bir finansal seçenek olduğunu unutmamak.

Fark ettiyseniz anapara ödemesi 2027 yılında yapılacak bir Eurobond tercihinden bahsettim.

Ki bunu 2027’ye tarihlerken dayandığım dinamikler tamamen benim ve ailemin gelecekteki finansal ihtiyaçlarının ne olabileceği konusuna odaklanmış durumda. Zaten yatırım işinin temelinde olan şey bizim için de geçerli. Yatırım tercihleri herkes için değişkendir, herkes için farklılık gösterir.

Kendime şu soruları sordum Eurobond almadan önce;

  • 2027 yılına kadar bu paraya acilen ihtiyaç duyar mıyım?
  • Paramı böyle bir finansal seçenekte bu kadar uzun bağlamak, ailemin temel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılama konusunda beni büyük açmazlara götürür mü?
  • Eurobond konusunda vergisel yükümlülüğümü biliyor muyum ve bu yükümlülüğü yerine getirirken ne yapmam gerektiğini iyice araştırdım mı?
  • Vadesinden önce Eurobond satıp paramı geri almak istersem, örneğin 100 USD yatırmış olmama rağmen, 80 USD gibi bir para ile yetinmek zorunda kalıp, ciddi zarar edebileceğimi de biliyor muyum?
Sorular sorular…

Çalışma hayatımda emekliliğe ulaşmak için 5 yıllık bir zaman dilimi kalmışken, özellikle de 5 yıl sonra büyük oğlumun üniversiteden mezun olacağı ve planlamamız isabetli ilerlemişse yurtdışında bir yüksek lisans için döviz cinsi bir birikime ihtiyaç duyacağımız varsayımıyla, birikimlerimizin bir kısmını Eurobond olarak bağladım.

Bu süre zarfında temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir birikimi kenara koyma lüksü, yaklaşık 4 yıldır ailece yaptığımız bilinçli tasarruflar sonucu mümkün hale geldiğinden, pastanın %20’lik dilimiyle böyle bir risk almanın bizi çok sıkıntıya sokmayacağını düşündüm.

Emekliliğe 5 yıl

Ne kadar çok öznel neden var değil mi karar ağacımda?

Emin olun herkes için de böyledir bu.

Yatırımlara karar verirken, bireyin ve sorumlu olduğu diğer insanların yaşam döngülerini parasal anlamda krize sokmayacak finansal kararların alınması gerekiyor.

Bu çok kritik…

Yatırımlarımın Vade Yapısı

Bütçe, tasarruf, birikim ve yatırım döngüsünde özellikle belirlediğim çıpa; enflasyondu şimdiye kadar.

Ancak doların, TL aleyhine özellikle 2021 yılında derinleşen üstünlüğü; yatırımlarımdaki ‘getiri beklentisini’ belki de dolara göre çıpalamam gerektiğini gösterdi.

Yatırımlarımın 2021 genel performansına baktığımda hisse senedi yatırımlarımda belirlediğim ‘vade anlayışının’ çok uzun olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Hisse senedinde alım-satım tarafında değil, hisse yatırımına başladığım 2020 Temmuz ayından beri sadece ‘AL’ tarafındayım. Hisse senedi performansı ve hisse senedi beklentilerimi nasıl kurguladığımı bir sonraki yazıda anlatacağım.

Sadece bu yazı özelinde varlıklarım arasında en yüksek ağırlığa sahip olan hisse senedinde vadesi 2 yıla yaklaşan bir sabır gösterdiğimi not etmek isterim ki, amacım 10 yıllara ulaşmaktır.

Eurobond tercihimden memnunum şu ana kadar, henüz 1 tane bile kupon almamış olmama rağmen. Bu finansal seçenekteki varlığımı ‘farklı Eurobondlar’ ile çeşitlendirmek istiyorum. 5 yıllık süre boyunca yılın 12 ayının en az 6’sında Eurobond kupon geliri elde edecek bir Eurobond portföyü oluşturmak istiyorum.

Bu elbette hemen olacak bir şey değil. Önce TL gelirlerimden tasarruf yaratmama, sonra döviz birikimi elde etmeye, ardından bu dövizin Eurobond almama yetecek bir alt limite ulaşması gerekiyor ki, zaman alacak süreçler.

Yine 10.000 USD örneği ile devam edelim. 25/03/2027 vadeli Eurobond %6 kupon faizi vereceğinden her yıl, 25 Mart ve 25 Eylül tarihlerinde 300 USD tutarında bir döviz akışım olacak diyelim. Amacım bunun sayısını arttırmak ve farklı vadelerdeki Eurobond alımları sayesinde bu nakit akışını diğer aylara da dağıtmak.

25/03/2027 Eurobond seçimiyle ( Eurobond dolar cinsi olduğu ve 6 ayda bir kupon ödemesi yaptığı için ) Mart ve Eylül ayını doldurmuş durumdayım. Bunun yanına Ocak ve Mayıs aylarında kupon ödemesi yapan bir başka Eurobond koyabilirim mesela. Temel olarak buna çalışıyorum. Amacım hisse senedi yatırımından TL cinsi ‘temettü’ geliri elde ederken, Eurobond sayesinde de ‘döviz cinsinden bir nakit akışı’ elde edebilmek.

Artık hayat o kadar zorlaşıyor ki, bir şekilde ‘ek gelir, pasif gelir’ gibi hayati bir ihtiyacı, finansal planlamamıza eklemlemek gerekiyor.

Health: Sağlık / Wealth: Birikim & Servet

Sözün özü

Yatırım işi elbette öznel bir iş.

Yaşınıza, işinize, emeklilik tarihinize, evli ya da bekar olmanıza, çocuklarınızın okul ve sosyal ihtiyaçlarının ne olduğuna göre değişiyor ki, birbirinden farklı binlerce sebebi alt alta yazabiliriz sanırım.

Çünkü insanlar farklı, hayatlar farklı.

Ancak parayı yönetebilmek aslında gerçek anlamda hayatı da yönetebilmek ya biraz da; bu noktada herkesin kendini iyi tanıması, ihtiyaç ve hedeflerini belirlerken, insani özelliklerini de iyi tartması gerekiyor.

Para yönetimi sadece rakamlarla değil, büyük oranda duygularla oluyor.

Sağlıkla kalın.

tasarruf delileri tarafından yayımlandı

Finans sektöründe 23 yıllık bir yolculuk. Sermaye piyasaları, çeşitli bankalarda portföy yöneticiliği, Satış Müdürlüğü deneyimleri. SPK Türev, SPK Düzey3, BES ve SEGEM Lisansları. Son dönemde ekonomiye, iktisada yoğun ilgi. Evli, 2 çocuk babası, tasarruf delisi.

Yatırım Portföyünde Döviz Varlık Ne Kadar Olmalı?” için 2 yorum

  1. Valla bic böyle bir yatırım aracından haberim yoktu. Sayenizde yatirim yaoamasam da uflum açılıyor, brlki toplu bi param gelirse en azından nereye yaptıracağımı bileyim di mi?
    Bu arada piyasadaki rast geldiginiz en düşük düzeyde yatırım icin kaç dolar ya da euro gerekiyormuş?

    Beğen

Burçin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: