Temettü Emekliliği mi? O da ne?

Son zamanlarda yatırımcılarla finans profesyonelleri arasında ‘ayrışma yaratan’ bir konu var.

Üstelik bu konu öyle bir evrene ait ki, aslında onu oluşturan dinamikler bireysel tasarrufların hacminden sermaye piyasalarının derinliğine, bu evrende var olan ülkemiz şirketlerinin iş yapış biçimlerinden o şirketlerin gelecek planlamalarına kadar uzanan güçlü bileşenlerin bir sonucu.

Temettüden bahsediyorum evet.

Bir diğer ismiyle kâr payı.

Tasarrufların azlığı ülkemiz bireyleri ve dolayısıyla ülkenin tüm toplumsal dinamiklerinin en kırılgan taraflarından biriyken, ülkemizde bireysel tasarrufların ‘kurallı piyasalar sayesinde’ sistemin içinde olabilmesi ve uzun dönemde bu piyasanın içinde kalıcılık göstererek büyümesi hedefine yönelik gerçekleşme, gelişmiş ülke örneklerinin çok gerisinde kalırken; aslında çok temel bir yapısal soruna da işaret ediyor.

Tasarruf, ama nasıl?!

Tasarruf olabilmesi için ön şarta ilk olarak, temel ihtiyaçların eksiksiz karşılanabildiği bir gelir seviyesini yazarım. Tasarruf, uzun vadeli yapısıyla bireyi gelecekteki hedeflerine yakınsayabilecek çok önemli bir davranış biçimi ve insan yaşamında mutlak yer alması gereken güçlü bir olgu olmasına rağmen, hemen bugün ya da yarın karşılanması gereken zorunlu ihtiyaçların ‘aciliyeti’ onu listenin son sıralarına sürükleyen bir kısır döngüye maruz bırakabiliyor.  

Gelir azlığı, ülkenin geneline yayılmış sosyoekonomik bir kusur şeklinde, gözümüzün önünde yıllardır çözülmeden dururken, buna bir de enflasyonist etki ile yaşanan ‘varlıkları koruma’ endişesi eklendiğinde, finansal bağımsızlık olgusundan her geçen gün uzaklaşmak; bu üzücü dinamiğin kaçınılmaz sonucu oluyor ne yazık ki.

Gelir Çeşitliliği

Temettü, ülke borsasına kote şirketlerin, bir takvim yılı içinde elde ettikleri ‘dağıtılabilir’ karların, Genel kurul onayı sonrasında ‘pay senedi sahiplerine’ dağıtılması olarak tanımlanabilir.

Temettüyü bana göre, finansal varlık evreninde ‘eşsiz kılan’ en önemli özellik de burada yatıyor: Süreklilik.

Mevduatın, bono veya tahvilin bir ‘vadesi’ var. Oysa hisse senedindeki ‘pay sahipliği’ tasarruf sahibine, şirket faaliyetlerine devam ettiği sürece vadesi olmayan bir ‘sermaye kazancı potansiyeli’ sunuyor.

Temettü ise, o çok değerli pay sahipliğini ‘elden çıkarmaya bile gerek olmadan’ nakit akışı elde edebildiğiniz güçlü bir seçenek olarak finansal markette yatırımcıyı bekliyor ki, temettü veren şirketlerde ‘pay sahipliğini arttırmaya’ dayalı bireysel tasarruf motivasyonu, bireye ‘tasarruf ve yatırım sürecini’ daha etkin planlama erki de kazandırıyor; o bir başka yazının konusu.

Gelişmiş ülkelerde 2 ay gibi 3 ay gibi oldukça cömert aralıklarla temettü veren şirketlere sıklıkla rastlanıyor, enflasyondan uzak ve faiz kazancı elde etmenin anlamsız olduğu bu ülkelerdebirey tasarruflarının yöneldiği en yoğun adresin derinleşmiş ülke borsaları olması bu yüzden pek şaşırtıcı olmasa gerek.  

Tasarrufların sermaye piyasalarındaki payı muazzam boyutlarda. Bu ülkelerde bireyler tasarruflarını düzenli aralıklarla temettü veren hisse senetlerine yatırarak, sürdürülebilir gelir yaratabiliyorlar.

Bizim birey tasarruflarında bu seviyeye ulaşmak için, aşmamız gereken uzun bir yolumuz olmasına rağmen, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çerçevesi çizilen piyasamızda Borsa İstanbul’un tasarruflarını güvenle yatırıma dönüştürme hevesinde olan birey ve kurumlara yeterli finansal evreni sunduğunu da görüyoruz, haksızlık etmemek lazım.

BIST, bünyesinde yer alan şirketlerin politikalarında ‘temettü’ dağıtımına pozitif yaklaşan politikalar gütmenin yanı sıra; Borsa İstanbul Temettü Endeksi gibi kurumsallaşmış finansal örneklerle de yatırımcıya güvenilir ve referans değer taşıyan endeks çeşitlendirmeleri dahi sunuyor.

Temettü mü önemli, şirket faaliyetinin orta uzun vadede güçlenmesi mi?

Peki tartışma neden kaynaklanıyor?

Birlikte bakalım…

Borsaya kote şirketlerin, kar dağıtım politikalarını kamuya açıklaması ve Genel Kurullarında alacakları karar doğrultusunda dağıtılabilir karlarını ortaklarıyla paylaşması oldukça alışılmış bir durum.

Şirketlerin temettü dağıtması gayet normal olduğu gibi, farklı bir planlama sonucunda sermayeyi destekleme, potansiyel gelir arttıracak bir yatırım harcaması yapma gibi pek çok ‘içsel’ sebeple kar paylaşımına gitmemesi, bu karlarını farklı biçimlerde kullanmaya karar vermesi de gayet normal bir başka durum. Nihayetinde temettü kararını şirket yönetimi veriyor.  

Finans profesyonellerinden temettü konusunda gelen en önemli itiraz, temettünün hisse senedi alarak bir şirkete ortak olma motivasyonundaki ‘ana sebep olmaması’ gerektiği yönünde.

Şirketin asıl faaliyetlerinden elde ettiği karın paydaşlara dağıtılması yerine, şirketi orta ve uzun vadede daha da büyüterek; hissedar başına ‘sermaye kazancını’ maksimize etmeye yönelik kullanımının ‘daha verimli’ olduğunu savunan bir görüş bu.

Açıkçası, karın bu şekilde kullanımının matematik açıdan ‘toplam faydayı’ arttıracağına ben de inanıyorum.

Ancak bu noktada işin içine ‘Türkiye’de yaşama’ gerçeği giriyor.

  • Gelir seviyesinin düşüklüğü
  • Tasarrufların azlığı
  • Yetersiz finansal okuryazarlık
  • Pasif gelir yokluğu
  • Emeklilik döneminde derinleşen yaşamsal konfor eksikliği gibi sonuçları düşündüğümde;

Bu saygın ve güçlü görüş ülkemiz gerçeğinde benim için biraz ‘ikincil’ kalıyor. Ben tasarruflarımı bugünden orta ve uzun vadeli bir perspektifte planlarken, yatırımlarımdan ‘sürdürülebilir’ bir nakit akışı da sağlamalıyım.

Temettü, sürdürülebilir bir ek gelir olabilir.

İçinde bulunduğumuz sosyal statü, şu an için kazandığımız para, emeklilik dönemi planlamamız ne olursa olsun; herkes için ‘kritik’ noktalardan biri, emeklilik zamanlarımızda ‘sürdürülebilir ve yeterli bir gelire’ sahip olmaktır.

Yaşam döngümüzün başlangıç evresindeki ‘amatör’ finansal bakışta da yükseliş döneminde ‘öznellikle biçimlendirdiğimiz’ yatırımların arka planında da üretkenliğimizin azaldığı ve düzenli gelirin daha kritik olduğu dönemlere hazırlık yapmak gibi gizil bir hedef var.

İşte temettü bana bunu sunuyor!

Temettü konusunda ‘sermaye kazancını orta uzun vadede maksimize etmenin önemine inanan’ profesyonellerin görüşlerinin yanı sıra; yatırımcıyı temettü konusunda ‘romantik’ bulanlar da görüyorum.

Elbette bir şirketin ‘büyümesi’ ortaklarına yarattığı parasal değer açısından güçlü bir önem taşıyor. Ancak ben ‘faaliyetinden elde ettiği kazancı’ ortaklarıyla paylaşan ve bunu şirket politikalarında şeffaf olarak açıklamış şirketlere, bir küçük yatırımcı olarak daha sıcak bakıyorum.

Şirketin politikalarında özellikle belirtilen bir politika unsuru, şirketin ana faaliyetindeki temel dinamiklere ‘sağlıklı’ biçimde yön verecek önemli bir katalizör özelliği de taşıyacaktır. Açıkçası bunun bana bir de ‘düzenli bir nakit akışı’ sağlamasına hiç itirazım yok!

Temettü yatırımcılığı; ‘bireylerin rasyonel görüşler ışığında’ ürün seçimi yapabildiği sağlıklı bir piyasada faaliyet gösteren şirketleri daha ‘vizyoner’ olmaya zorlayan güçlü bir itici unsur aynı zamanda.

Bu özellik onu, yatırımcı sayısı yüksek ve tasarrufların tabana yaygın biçimde buluşabildiği bir sermaye piyasasının sağlığı için; vazgeçilmez bir sigorta unsuruna da dönüştürebilir.

Temettü geliri, bireyi emekli edebilir mi?

Ya da soruyu şöyle soralım. Temettü alışkanlığı olan hisse senetlerini uzun vadede biriktirerek elde edilecek değer artışları, bir diğer deyişle sermaye kazançlarının yanında, düzenli alınan bir temettü ile, sürdürülebilir bir gelir elde etmek mümkün mü?

Şirketlerin finansal koşullar nedeniyle her yıl güncellenebilen kâr payı tahminlerini modelleyerek yapılan uzun vadeli bir finansal planlamanın çıktısı, sürdürülebilir gelir kaynağı yaratacak kadar güçlü bir matematik içerebilir mi?

Görüşüm; yanıtın ‘evet’ olduğu yönündedir.

Temettü geliri de hedefleyen sermaye kazancı yatırımı, düzenli alımlarla istikrarla desteklenmesi ve tüm gelir grupları için bir tasarruf rutini haline gelmesi halinde, ‘gelir azlığı’ sorunu yaşayan bizim gibi ülkelerde ‘finansal bağımsızlık’ kavramını ulaşılabilir hale getirebilecek güçlü unsurlardan birine dönüşebilir, buna yürekten inanıyor ve yaşamımda bizzat uyguluyorum.

Nasıl kısmını bir başka yazımda paylaşacağım. Bu noktadaki deneyimlerim işin biraz ‘teknik’ kısımlarını içeriyor ve ilk yazımda ‘düşüncenin ruhunu’ paylaşmak istedim.

Sözün Özü

Yatırım portföyünü çeşitlendirerek, hisse senedi yatırımlarında ‘temettü’ dağıtma alışkanlığı edinmiş, dürüst yönetilen, uzun vadeli vizyon ve planlaması olan, kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik ilkelerine göre yönetilen şirketlerde pay senedi yoluyla artan gönüllü bir bireysel ortaklık modeli olan ‘temettü emekliliği’ idealinin bu yolda güçlü bir lokomotif olduğunu düşünüyorum.

Finansal özgürlük hepimize lazım.

Sağlıkla kalın…

*20 Şubat 2022 tarihli Opinyu.com yazımdır.

tasarruf delileri tarafından yayımlandı

Finans sektöründe 23 yıllık bir yolculuk. Sermaye piyasaları, çeşitli bankalarda portföy yöneticiliği, Satış Müdürlüğü deneyimleri. SPK Türev, SPK Düzey3, BES ve SEGEM Lisansları. Son dönemde ekonomiye, iktisada yoğun ilgi. Evli, 2 çocuk babası, tasarruf delisi.

Birisi “Temettü Emekliliği mi? O da ne?” üzerinde düşündü

  1. Özellikle ABD’de insanların emeklilik zamanlarını rahat geçirebilmek için yaptıkları bir yatırım türü. İleride ülkemizde de çok popüler hale gelecek, bugün başlayanlara imrenilerek bakılacak.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: