Borsada zor zamanlar…

Borsamız yatay-aşağı bir seyir izliyor.

Bir süre bu çizgide gideceğe de benziyor.

Motivasyonunuz düşük olabilir.

Elinizde nakit varsa, güvendiğiniz hisselerinizden bir miktar daha almak hep konuşulur, ortalama maliyeti düşürür, iyi bir yaklaşımdır.

Peki ya nakitiniz yoksa?

Bu zor ve sıkıcı zamanı hisselerinize yeniden göz atmak için değerlendirebilirsiniz.

Şirketinizin faaliyet raporunu bir kez daha okuyup hafıza tazeleyebilirsiniz. İnternet sitesine bakıp, Yatırımcı İlişkileri sayfasında yeni bir paylaşım yapmış mı kontrol edebilirsiniz.

  • Hangi bilanço döneminde almıştınız?
  • Yeni bir çeyrek dönem finansal açıklandı mı?
  • Bir öncekine göre gelişim nasıl?
  • Ana çizgide bozulma olmuş mu?
  • Kontrol edebilirsiniz

KAP ( Kamuyu Aydınlatma Platformu ) yoluyla açıklanan yeni bilgiler var mı? KAP mobili telefonunuza indirin, Şirketinizi takibe alın, Kaçırdığınız bir gelişme olmasın.

Şirketin gelecek projeksiyonlarında takip edeceğiniz yeni bir haber yer almış mı,bakın.

Böyle bir gelişme orta-uzun vadede tasarruf isteğinizi arttırabilir.

Son dönemde şirketinizle ilgili yayınlanmış bir analist raporu olmuş mu, internetten kontrol edin.

Aracı kurumların araştırma raporlarına göz atın.

  • Şirketinizin bulunduğu sektörle ilgili, sektörel analizler yapılmış olabilir, okuyun.
  • Şirketinizi kendi klasmanında rakipleriyle kıyaslayın.
  • Sektör bilgisi konusunda da kendinizi geliştirmiş olacaksınız.

Güçlü hisseyi alıp uzun vadede beklemek isabetli bir yaklaşım olabilir, ancak bu süre içinde yatırımınızı takip etmeyi unutmayın.

Gelişmelerden kopmayın.

Sağlıkla kalın.

Müjde haftasında borsa…

Portföyümdeki hissenin ‘piyasa deyimiyle’ taban yapmasına hiç alışık değilim, ancak maalesef bu hafta yaşadığım buydu. 

İlk kez…

Bu haftaya damgasını vuran olay, Karadeniz’de bulunan doğalgaz rezerviyle ilgili ilk açıklamadan hemen sonra beliren ve 2-3 gün boyunca irrasyonel bir beklentiyle şişen, aşırı iyimser havaydı.

Aşırı beklenti, açıklama sonrası negatif havaya büründü, borsa yerini kar satışlarına bıraktı, endekste, özellikle enerji sektörü hisselerinde çok sert düşüş, dolarda belirgin sıçrama yaşandı…

BİST100 endeksi, cuma gün içi %5,30 pozitif seviyelere kadar yükseldi, finalde haftayı öncekine göre %2,4 pozitif kapadı.

Uzun vadeli hisselerimden biri de enerji sektöründeydi ve bu sert hareketin tam merkezindeydi. Hissedeki kazancım hızla %21 seviyesine kadar çıktı, belirsizlik bitince ‘taban’ yaptı, haftalık kazancı %5,2’ye kadar düşerek haftayı kapadı. Portföydeki hisselerden bir tanesinin haftalık %5,2 performansı gayet tatmin edici aslında. 

Ancak ben, haber akışları veya beklentilerle, şirketimde asıl faaliyetlerinden bağımsız, aşırı bir değerlenme olsun istemiyorum. 

Bu konuda çok netim!

Sebebine gelince,

İrrasyonel bir değerlenmeden, kendi hissem bile olsa, uzun vadeli bir yatırımcı olarak çok ürküyorum, hisse seçim kararımı gözden geçirme ihtiyacı hissediyorum. Haftayı pozitif %5,2 kapatan hissem belki haftaya %5,2 negatif olacak, bilmiyorum. Ancak şirkete güveniyorum, çok ciddi araştırarak portföye aldım. İstikrarlı yükselişi, sabırlı bekleyişi seviyorum.

Hisseyi seçerken; 

  • faaliyetlerinden yarattığı değer nedir, 
  • öz kaynağı büyüyor mu, 
  • gelecek vizyonu nasıl, 
  • faaliyet raporlarında ne yazıyor, 
  • faaliyet konusuna yönelik duran varlık yatırımı yapıyor mu diye, derinlemesine bakmaya çalışıyorum her zaman…

Gelecekteki projelerine bakıyorum, varsa Ar-Ge yatırımları artış eğiliminde mi bunları inceliyorum. Çeyrek dönem bilançolarını ve bilançolarla ilgili analist yorumlarını okuyorum.

Fiyat hareketlerinin çok sert olduğu bu haftadaki gibi ortamlarda asıl dramatik ve riskli olan; piyasadaki aşırı beklentiyle oluşan ortama, enerji hissesi satın almak için düşünmeden dalanların, haber sonrası yaşadığı şoktur. 

Kısa vadeli al-sat mantığıyla borsaya giren küçük yatırımcılar da bu şoktan payını aldıysa eğer, kendileri için tek dileğim şu: umarım krediyle alınmamış pozisyonlardır!

Sağlıkla kalın…

 

Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır.

Hisse senedi efsanesi – 1

Merhaba,
Bir önceki yazımda, sonraki konunun ‘hisse senedi’ olacağını söylemiştim.


Hisse senedi ile ilgili ‘gerekli’ detayları tek bir yazıda işlemek çok verimli olmayacak, bu nedenle hisse senedi yazılarını, birkaç paylaşımdan oluşan bir seri olarak sunmaya çalışacağım. Hadi başlayalım…


Hisse senedi, toplumumuzdaki bir çok insanın ‘oynamak’ kelimesiyle yan yana hatırladığı bir kavram.


Borsa İstanbul resmi sitesindeki kitabi tanımına gelince; Paylar ( yani hisse senetleri ) ,anonim ortaklıklarca ihraç edilen ve anonim ortaklık sermaye payını temsil eden kıymetli evrak niteliğinde senetlerdir. Bir anonim şirketin payına sahip olmak, şirkete ortak olmayı ifade eder.

https://www.borsaistanbul.com/tr/sayfa/488/pay-piyasasi-urunler


Hisse senetlerinin standart bir getirileri yoktur ve şirketin bilanço kazancına, yatırım kararlarına göre değeri farklılık gösterir.

https://www.alnusyatirim.com/hisse-senedi-nedir

Ancak bu tanımların içinde gizlenen en önemli fayda, hisse senedinin , bizim gibi küçük tasarruf sahiplerinin, finansal bağımsızlık yolundaki en güçlü silahı olması.


Hisse, geleceğimizi planlayabileceğimiz ve çocuklarımıza tasarruf kültürünü aşılamak adına kullanabileceğimiz çok önemli bir platform bana göre. Duymuşsunuzdur belki şu klişeyi: Çocuğunuza ‘Apple telefon almak yerine Apple hissesi almaktan’ söz ediyorum.

Küçük bir not:Apple, ilk akıllı telefonunu piyasaya sunduğunda tarihler 24 Haziran 2007’yi gösteriyordu ve bir Apple hissesi 17,00 USD idi. Aynı dönemde ülkemizdeki asgari ücret ile yaklaşık 15 Apple hissesi alınabiliyordu. ( Asgari ücret: 341,56 TL – Dolar kuru 1,3155 )
Bugün bir Apple hissesi 425,04 USD ve Dolar kuru 6,95.Basit hesapla 2007 Haziran’ındaki 341,56 TL, bugün 44.310 TL değerinde olacaktı.

Şimdi de ülkemizden bir örneğe bakalım.İlk Apple cep telefonunun 8 gün sonrasında, o dönemdeki asgari ücretle alınmış 18 adet Ege Endüstri hisse senedi, bugün 13,385 TL olabiliyordu. 341,56 TL’den 13.385 TL ye…

Böylesi bir kazanım örneği, kanımca sadece hisse senedinde olur…

Ben hisse senedi almayı,


Bazen farkında olarak,  

Bazen ise farkında bile olmadan,  

Belki hizmet aldığımız,  

Belki para ödediğimiz,  

Kimi zaman logosunu,  

Kimi zaman TV veya sosyal medyadaki reklamını gördüğümüz ve aslında hayatımızın merkezinde duran büyük büyük şirketlere, cüzdanımızdaki en küçük banknotla bile ortak olabilme şansına benzetiyorum. 

Hisse senedi almak, 

  • Uzun vadede, yaptığınız hisse seçiminin getirisini görmek için sabretmenizi, 
  • Yatırımınızın doğruluğunu denetlemek adına, şirketinizin bilançolarını takip etmenizi, 
  • Hissenizdeki fiyat değişimlerini ve yatırımınızın performansını analiz etmenizi, 
  • Şirketinizin faaliyet raporlarını okumanızı,
  • Şirketinizi, sektöründeki diğer şirketlerle kıyaslamanızı gerektirir. 

Yani kısacası zihnen uyanık kalmanızı gerektiren, zorlayan ve aynı zamanda da geliştiren bir yatırım türüdür.

  • Hisse senedi alırken nelere dikkat etmek lazım?
  • Uzun vadeli hisse senedi almak ne demektir?
  • Temettü nedir ve uzun vade yatırımcısı için ne gibi faydalar sağlar?
  • Finansal bağımsızlık yolunda hisse senedi nasıl en verimli şekliyle kullanılabilir?
  • Yatırım kararlarını verirken, kime güvenmek gerekir?

Sorular birbirini kovalar.
Son soru en kritik sorudur ve hisse senedi yatırımında en önemli unsur, tüm finansal kararları, kendi bilginiz, analiz yeteneğiniz ve bilimsel verilerle ‘kimseden akıl almadan’ kendi başınıza vermektirYatırım kararınızın sorumluluğunu almaktır.

Bu kararları verirken hangi ücretsiz platformları kullanabileceğinizi, hangi eğitim videolarını izleyebileceğinizi, hangi kitapları okuyabileceğinizi sizlerle paylaşacağım. Elbette ki tercih, her zaman sizde olacaktır. 

Hisse ile ilgili resmi otoritelerin eğitim videolarını, bilgilendirici dökümanlarını nasıl bulabileceğinizi paylaşacağım. Ücretsiz olmak kaydıyla, hangi internet siteleri, hangi yatırım şirketlerinin analiz sayfaları ve hangi ücretsiz cep telefonu uygulamaları bize hisse seçim kararlarımızda doğru fikir verir, bunları inceleyeceğiz.

  • Hisse senedinde temel analizin önemi nedir? 
  • Kendi başınıza temel analiz yapmanın yolları nelerdir? 
  • Herhangi bir ücret ödemeden, sadece internet bağlantısıyla hangi bilgilere ulaşmak mümkün? 
  • Hangi rakamlar  ve oranlar , değerlendirmelerimizde daha sağlıklı sonuçlar almamıza yardımcı olur?

Sorularla dolu bir yazı oldu farkındayım.

Küçük bir giriş yazısı, hisse için…
Devam eden yazıda, tüm bu soruları yanıtlamaya ve ‘bilgiye ulaşabileceğimiz tüm yolları’ ulaşılabilir ve basit yöntemlerle açıklamaya çalışacağım. Finansal bağımsızlık öyküsüne kendi cümlelerimizi eklemeye başlayacağız.

Sağlıkla kalın…

Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.Ulaşmış olduğunuz bu site kapsamındaki gerek sözel gerekse de grafik bilgiler ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil ve surette olursa olsun herhangi bir karar dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla toplanmıştır. 

Finansal Bağımsızlık

Bir ütopya mı?


Finansal bağımsızlık günümüzün kanıksanmış kavramlarından artık…
Ancak üzerinde ne kadar düşündüğümüz konusuna gelince, sanırım orası her birey için ayrı bir paragrafı gerektirir.

23 yıldır aralıksız çalışıyorum ve bu 23 yıl; bahsettiğim kavrama hizmet eden bir sektörde geçti.

Mevduatına faiz pazarlığı yapıp benimle Türk kahvesi içen yaşlı teyze-amcalarım da; devasa bütçelere sahip olup FX riski alan, opsiyon işlem yapan nitelikli yatırımcı müşterilerim de oldu.

Gerçekten uçsuz bucaksız bir yelpazede yer alan bu insanların, aslında kararlarını hep aynı kaygı doğrultusunda aldıklarını gördüm.

Finansal bağımsızlık…
Hepimiz için öyle değil mi aslında?
    

Finansal Bağımsızlık nasıl kazanılır?

·         Herkes için uygulanabilir bir metodu var mı?       
·         Yaş gruplarına göre farklı metodlar mı gerekir?         
·         Yoksa yaşam boyu kanıksanması gereken bir düşünme biçimi mi?
Çok soru sorulabilir.
Çok görüş paylaşılabilir.

    

Blogun amacı,
İnsan hayatında finansal bağımsızlık adına ‘tek ve genel geçer’ bir doğru olup olmadığını,       
Herkes için farklı yöntemlerle ulaşılmak istenen finansal bağımsızlık olgusunun; sabır ve strateji ile ulaşılabilir olup olmadığını, 
Küçük bütçelerle ve bilgiye dayanarak geniş kitlelere yayılmasının başarı yüzdesini sorgulamaktır.

Blogdaki fikirlerim, finans sektöründe geçen 23 yılda gözlediğim insan davranışları, bizzat kendi başıma yaptığım hatalarla harmanlanan bir deneyim seti aslında.

Bunları, bizzat finansal bağımsızlık kazanma yolculuğunda halen uyguladığım stratejiler, bu süreçte yaşadığım duygular ve geçmiş deneyimlere rağmen yaptığım basit hatalarla bezeli bir yol haritası olarak sizlerle paylaşacağım .

Biraz sosyoloji, biraz matematik, biraz da insan davranışı ilkelerine göre…

Fikirlerinizle zenginleşecek ve olgunlaşacak bu deneyimde, yol arkadaşlığınız için şimdiden teşekkürler…

Sağlıkla kalın…



Yatırımda strateji…Hırçın mı, sakin mi?


İlk yazımda finansal bağımsızlık konusundaki deneyimlerimi ve doğru & yanlışlarımı sizlere fikir verebilsin diye paylaşacağımı belirtmiştim.
20 yılı aşkın süredir etkin ve verimli yatırım fikrinden neden uzak durduğum sorusuna verdiğim cevap, ister küçük yatırımcı deyin, ister bordro mahkumu ; aslında çoğumuzun içinde olduğu sosyal bir grubun temel sorunu…

Kişisel bütçemizi veya aile bütçemizi yönetirken, aslında zamanı doğru yönetememek…

Bunu, meslek hayatına 22 yıl önce başlamış, ancak disiplinli bir tasarruf anlayışını hayatına sadece 2 yıl önce ‘gerçekten dahil edebilmiş’ biri olarak söylüyorum. Potansiyel tasarruf süremin %91’ini ıskalamışım. Önümde emekliliğime kalan 7 yıllık bir süre ve belirlediğim finansal hedefler var. 
Bu yazıda, genel bazı tanımlamalara yer verecek, bazı küçük bilgilerle tasarruf seçeneklerimizin genel durumuna ve trendine göz atacağız. BIST dışındaki seçeneklerin son 2 yıllık dönemdeki performanslarına, enflasyona, net reel getiriye odaklanacağız. Hisse, bir sonraki yazımızın konusu… 

Covid-19 pandemisi yılın ilk çeyreğinden sonra, global olarak herşeyi etkiledi ve halen bitmiş değil. O kadar ki, bundan sonra yaşayacağımız yıllar; Covid sonrası diye adlandırılacak. 
Bu süreç, küçük yatırımcının tasarruf dünyasını nasıl etkiledi? Biraz buna bakalım…

Mevduat Faizi
Ülkemizdeki tüketici enflasyonu son 2 yıldır ay bazında %8,55- %25,24 arasında, yüksek oynaklıkla seyretmiş ve ortalama enflasyon aynı dönemde %15,92 seviyesinde olmuş. Basitçe, son 2 yıllık dönemde tasarruflarımız ortalama %15,92 seviyesinde büyümediyse, hiç bir getiri elde edemedik maalesef.

Son aya baktığımızda ise, Haziran 2020 tüketici enflasyonu TCMB verilerine göre %12,62 ve Bankalardaki mevduat faizi ortalama %7-7,5 seviyelerinde getiri sağlıyor. Mevduattaki stopajı da hesaba kattığımızda yaklaşık getiri oranı 5,95%-6,37% seviyelerinde. 
Mevduatta değerlendirilen tasarruf, enflasyonun aylık bazda %6 gerisinde kalıyor, enflasyona yeniliyor.

https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Enflasyon+Verileri/Tuketici+Fiyatlarihttps://www.hesapkurdu.com/mevduat-karsilastirma/32-gun-100000-tl

BDDK’nın Mart 2020 dönemi Türk Bankacılık Sektörü Temel Göstergeleri raporu bize: 

  • Bireysel yatırımcı mevduat hacminin toplamın %61’i olduğunu,
  • 6 aya kadar mevduatın payının %94 , 
  • 6 aydan uzun mevduatın payının %6 seviyesinde olduğunu,
  • Bu da bize, birikimlerimizde uzun vadeye cesaret edemediğimizi gösteriyor. 

Altın
Altın, 1 Temmuz 2018’de 184,82 TL olan gram bazındaki fiyatını, 30 Haziran 2020’de 390,75 TL’ye taşıdı ve 2 yıllık periyotta %111 değer kazandı. Bu performansın neredeyse %17’lik kısmı Covid sonrasında gerçekleşti ki; ülkemizdeki ilk Covid-19 vakasının görüldüğü 11 Mart 2020’den sonra, 328 TRY’den başlayan ralliyle 390,75 TRY ye kadar yükseldi. Bu yazının yazıldığı an ise 397,16 TRY’dir.
İki dönemsel performansı da grafiklerde görebilirsiniz.  

Elbette ki altının bu performansında yerel faktörlerden çok, pandeminin baskın bir etkisi var. 
Altının ‘güvenli liman’ algısıyla yıllardır küçük&büyük tüm yatırımcıların önemli tercihlerinden biri olması, küçük yatırımcı tarafında; özellikle ülkemiz insanında çok karakteristik bir özellik. Altını küçük tasarruf sahibi olarak seviyoruz. Bunu, rasyonel bir yatırım planı yaparken, daha detaylı inceleyeceğiz. 
Hangi yatırım aracında pozitif getiri elde edebileceğimize odaklanacağız. 

Döviz
Ülkemizdeki mevduatın %47’si yabancı para mevduatında. TL mevduat %48 ağırlığa sahip. Altın hesapları son 10 yılda ivme kazandı ve toplam pasta içinde %5’lik bir paya ulaştı. Dövizdeki bu yüksek yüzdeli tercihi, global anlamda ‘Dünya rezerv parası’ olan USD özelinde inceleyelim, son 2 yıllık USDTRY performansına bakalım. 

USDTRY‘de son 2 yıllık periyotta ( 1 Temmuz 2018- 30 Haziran 2020 ) ; 

  • 4,9142 TRY’den 6,8538 TRY’ye çıkarak %39,47 değer artışı sağladı. 
  • Aynı dönemin enflasyon ortalaması olan 15,92%’yi bu getiriden düşersek, 
  • USD tercih eden yatırımcının 100.000 TL’si, Haziran 2020 sonunda reel anlamda 120.031,92 TL ye ulaşmıştı. 

USDTRY’nin son 3 aylık performansına baktığımızda ise bir yatay seyir var. Pandemi başlangıcından bu yana %10,15’lık bir performans görüyoruz.

Yatırım Fonları
Yatırım fonları, finansal bağımsızlık yolunda küçük yatırımcıya profesyonel destek vermek amacıyla yaygınlaşması arzu edilen,

  • Tasarruf seçeneklerini arttırmak isteyen,
  • Piyasaları anlık olarak izleme şansı olmayan,
  • Piyasa fırsatlarından, profesyonelce yönetilen yapılarla yararlanmak isteyen,
  • Birikimlerinin enflasyona ezilmemesi ve reel olarak pozitif olmasını arzulayan kişilere çok uygun ve benim de tercih ettiğim çok önemli bir finansal araç.

TEFAS, ülkemizin bu konudaki otoritesi ve resmi sitesindeki tanımıyla; tüm fonları tek bir sistem üzerinden karşılaştırma ve tek bir yatırım hesabıyla piyasadaki tüm fonlara ulaşma imkanı sağlayan elektronik bir fon platformu.
https://www.tefas.gov.tr/Hakkinda.aspx
https://www.tefas.gov.tr/Default.aspx

Aylık tüketici enflasyonunun son 24 ayda ülkemizdeki %15’li seviyelerdeki seyri, reel getirilerin özellikle mevduatta eksiye düşmesi, dövizde ise daralması, küçük yatırımcıyı, birikimlerini değerlendireceği farklı seçenekler aramaya yöneltti. 
TEFAS’ın varlığı bu anlamda çok önemli çünkü, herhangi bir bankada hesabınız varsa, TEFAS platformundaki 244 adet fondan herhangi birini, internet bankacılığı veya mobil bankacılık seçeneklerinden rahatça satın alabiliyorsunuz. 

Tüm süreçler çok kolay ve verimli.

Yatırım fonunu ayrı bir yazıda derinlemesine inceleyeceğiz. Bugün öncelikle, küçük yatırımcının arayışlarında, yatırım fonuna nasıl bir ilgi patlaması olmuş, dikkatinizi çekmek istiyorum.
Aşağıdaki tablo, TEFAS platformuna dahil Yatırım Fonlarının yıllık bazda işlem hacimleri. 

  • 2018        27 Milyar TL
  • 2019        52 Milyar TL     
  • 2020        88 Milyar TL 

Sonuç olarak;

Pandemi sonrası farklı bir dünyaya evrileceğiz. Kabul etsek de, etmesek de bu böyle. Pandemi nedeniyle dünya, ekonomilerin kapanmasına tekrar tahammül edemeyecek, bu da belli.

Finans piyasaları parasal arzın patlamasından dolayı, reel sektörden önce toparlanıyor. Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler’in borsalarında; Mart’ın 3.haftasından sonra başlayan ralliden bunu hepimiz gördük.

Ancak, reel sektörün , yani şirketlerin, üretim süreçlerinde yer alan kesim ise, o kadar hızlı olamıyor, 2021 hatta 2022’yi bulabilecek bir toparlanma süreci bekliyor dünyayı. Okuduklarımız, izlediklerimiz, dinlediklerimiz bu yönde…

Biz de, Türkiye’de, küçük yatırımcı olarak; 

  • Borsadaki bu ralliden,
  • Alternatif birikim yöntemlerinden,
  • Risksiz ve güvenli,
  • Riskli ama profesyonelce yönetilen imkanlardan faydalanma yolları arayacağız.

Hepimizin farklı gerçekleri var ve aslında hepimiz basit bir beklentinin peşindeyiz. Emeğimizi, alın terimizi ziyan etmemek… 

Yazılarımı, bu amaç doğrultusunda, aktif çalışma zamanının %90’ını bu bilinçten uzak yaşamış; ancak son 2 sene bunun farkına varıp olumlu sonuçlarını görmüş, bu deneyimleri herkesle paylaşmak isteyen biri olarak, büyük bir heyecanla hazırlıyorum.

Paylaştığım linkleri, raporları inceleyebilir, bu yolculuğa siz de katılabilirsiniz.

Tüm süreçleri;

  • Kolay ve sade,
  • Ücretsiz platformlardan ulaşabileceğiniz,
  • Herkesin ulaşabileceği bilgiler, 
  • Herkesin yapabileceği basit analizlerle, 
  • Ve sabırla ulaşılabilir kılmaya çalışacağız.

Bu bir yolculuk.. İnişler, çıkışlar, kazançlar, kayıplar olacak. Hayatın kendisi gibi…
İleride eğitimlerimiz olacak, ilham veren hikayeler paylaşacağız, etkileşim halinde birlikte öğreneceğiz.


Finansal Bağımsızlık mümkün…


Sağlıkla kalın…

Yasal Uyarı

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Ulaşmış olduğunuz bu site kapsamındaki gerek sözel gerekse de grafik bilgiler ulaşılabilen ilk kaynaklardan iyi niyetle ve doğruluğu, geçerliliği, etkinliği velhasıl her ne şekil ve surette olursa olsun herhangi bir karar dayanak oluşturması hususunda herhangi bir teminat, garanti oluşturmadan yalnızca bilgi edinilmesi amacıyla toplanmıştır. 

Borsadaki fırtınada ne yapmalı?

Borsa yatırımına girmeden önce, epey düşündüm. Sanırım birkaç ay sürdü zihnen hazırlanmak. Bu süre içinde okudum, araştırdım, videolar izledim bol bol. İyi ki de böyle yapmışım diyorum, gördüğüm faydayı paylaşmak istedim.

Özellikle bu hafta Borsa İstanbul’da öğrendiklerim gerçekten yıllara bedel.

27 temmuzda endeksten iki sıfır atıldı, ardından Londra swap piyasasındaki TL krizi, ardından kur atağı, altının rallisi derken, 2 ayda aldığım yolu 1 haftada geri aldı fiyatlamalar.

1198’den aşağı doğru inen endeks, hisse senedi tasarruflarımda da sert iniş çıkışlara neden oldu. 4 ağustosta başlayan kısa haftada endeksin 1.130’lardan 988’lere inişine tanık olduk hep beraber. Endeks 988’lere indiğinde kaybımın %16’lara kadar ulaştığı oldu.

Canım sıkıldı ama sakince izledim. Hatta 993’lerdeyken çok az daha hisse aldım. Endeks kapandığında zararım %4’ler seviyesindeydi. Ve eminim, kısa sürede tekrar artıya geçeceğim.

Bu fırtınalı süreçte sakin kalmamı, bu işin gerçek profesyonellerine borçluyum.

Araştırma şirketlerinin analistlerine, SPK kurallarına bağlı kalarak küçük yatırımcıyı yanıltmadan uzun vadeli hisse senedi yatırımı konusunda bilgi veren değerli insanlara teşekkür ediyorum.

Herşeyde olduğu gibi, hisse senedi işinde de kurallar var.

Borsa İstanbulun resmi sitesi var, KAP var, SPK sitesi var, çok değerli araştırma şirketleri var. Nitelikli insanların ürettiği içerikler var. Twitter’da, youtube’da…

Aslında hisse senedi yatırımı yaparken, bir başkasından akıl almanıza hiç gerek yok. Öncelikle kendiniz hazır olmalısınız. Hazırlık safhasında neler yapabilirsiniz, ben ne yaptım bunlardan bahsetmek istiyorum.

  • Hedefinizi belirleyin.
  • Yatırımı ne kadar bir süre için yapacaksınız ve getiri beklentiniz ne bu süre içinde?
  • Amacınız kısa vadede al-sat mı?
  • Uzun vadede bir yatırım mı?
  • Hangi sektörlerden hisse senedi alacaksınız?
  • Sektör bugünün şartlarında ‘yükselen bir yıldız mı’ yoksa ‘köklü ve yerleşmiş’ bir sektör mü?
  • Portföyünüzü kaça böleceksiniz?
  • Kaç hisse taşıyacaksınız, bu hisseleri hangi sektörlere böleceksiniz?
  • Temettü beklentisiyle mi oluştu portföy , büyüme mi?

Bir çok soru eklenebilir bunun altına.

Yapılabilecekleri paylaşayım naçizane. Umarım fayda sağlayacak bilgiler bulabilirsiniz.

•Yatırım hesabınızın bulunduğu şirketin araştırma raporlarını okuyun.

•Sektör değerlendirmelerini okuyun.

•Hisse fiyatının değişiminde hangi etkenlerin etkili olduğunu bu yazıları okudukça anlayacaksınız.

Araştırma raporları, profesyonel bir analist tarafından, ciddi araştırmalar yapılarak, yerel ve global tüm piyasalardaki dinamikler ve finansal raporlar, ayrıca haber akışları dikkate alınarak yazılan çok değerli metinlerdir. Bunları okuma alışkanlığı edinin.

Şirketinizin model portföyünde hangi hisseler var, göz gezdirin. Aracı kurumunuz o hisseyi neden beğeniyor, okuyun, zihninizde yer etsin bu kriterler, bu değerli analizleri okudukça, kavramlara olan yabancılığı üzerinizden atın.

Hissesini alacağınız şirketin ne iş yaptığından, gelecek vizyonunun ne olduğundan haberdar olun. Şirketinizin faaliyet raporlarını, çeyreklik dönemlerde yayınlanan analist sunumlarını okuyun.

Google’ın alert diye bir uygulaması var mesela, hissesini aldığınız şirketle ilgili tüm haberleri size konsolide edip her gün düzenli mail atıyor. Yatırım yaptığınız şirketi çok yakından izleyin.

https://www.google.com.tr/alerts

Yatırım hesabınızın olduğu şirketin sosyal medya hesaplarını takip edin. Twitterda, youtube’da yatırımcılar için ürettikleri içerikleri takip edin, izleyin. Hisse seçiminde temel analiz yapmanıza imkan veren ücretsiz platformları takip edin, investing, tradingview gibi.

Ben İş yatırımın analiz sayfalarını kullanıyorum mesela, finansal raporları dönemsel bazda önünüze getiriyor, raporlar çok kaliteli. Ak Yatırım, Oyak Yatırım raporları ek olarak…

Elbette ki bunlar benim izleyebildiklerim, eminim ki diğer Aracı kurumların raporları da harika oluyor, çok ciddi emek ve bilgiyle hazırlanıyor bu raporlar, lisans sahibi,birkaç dil bilen, tüm piyasaları, tüm sektörleri takip eden insanlar…

Sosyal medyada, şurada burada, hisse ismi vererek alın, satın diyen insanlardan uzak durun, en önemli sermayeniz kendinizsiniz, yatırım kararınızı verirken rasyonel bilgiyle iş yapın. Ve en önemlisi hisse seçiminizi yaparken ince eleyin sık dokuyun.

Bu bilgilerin hepsine ücretsiz ulaşabilirsiniz. İnternet bağlantısı yeterli.

Hisse senedi, yatırımı emek gerektiren, sabır gerektiren ve güncel kalmamızı sağlayıp, bizi aynı zamanda ‘geliştiren’ bir yatırım türü.

Emek sarfederek, doğru stratejiyle portföy oluşturun, yatırımınızı takip edin,bu hafta gibi fırtınalı zamanlarda da sakin kalın, sağlıkla kalın.

Tasarruf özgür kılabilir mi?

Modern hayatın içinde kopup giden zamanlar yaşıyoruz hepimiz…

Üstelik çoğumuz etki edemeyeceğimiz bir rutinin içinde kaybolup gitmiş bile olabiliriz.

Birbiri peşi sıra eklediğimiz ihtiyaçlar ve özel istekler listesinde tasarrufa zaman ayırmak, aslında içinden çıkamadığımız rutinin, kırılmaz denen çemberini kırmak için güç toplamak aslında…

Düzenin gerektirdiklerini yapmadan hayata tutunmaya çalışmak, daha az tüketmek, daha az şeye ihtiyaç duyacak iç disipline ulaşabilmek, bunu çocuklarımıza öğretebilmek, başka bir yaşamın kapısını aralayabilmek…

Önce az kazanıyoruz, sonra zaman geçiyor, gelirimiz artıyor. Gelirimiz arttıkça harcamamız da artıyor. Öğretilen sosyal hayatlar ve içinde bulunmak zorunda bırakıldığımız roller bizi bazen bilinç dışı, bazen de sırf modern hayata dair çabamız somut olarak karşılığını bulsun ve bunu diğer insanlar da görebilsin diye, kodlanmış tüketimlere götürüyor bizi, farkında olmadan…

Kimimiz için 30’lu, kimimiz için ise 40 ve 50’li yaşlar gelirlerimizdeki zirve dönem oluyor. Yaşlılığa doğru giderken ise, yıllar boyu ertelediğimiz ve hayal kurduğumuz bir çok şeye ulaşmak için bolca zamanımız oluyor, bu kez de paramız olmuyor.

Yaşadığımız dünyada demografik gerçekler var artık, her zaman vardı, istatistikleri değişti.

Yaşam süreleri 40 yıl önce hesaplanan değerler gibi değil… Ortalama ömrün dünyada 75-80 yaşları gördüğü bir genelin içinde, ülkemizdeki durum da hemen hemen aynı… 60 yaşında emekli olacağınızı varsayın, belki de emeklilikle geçireceğiniz minimum 20 yıllık bir dönemi yönetmek gerekecek parasal anlamda…

Aldığınız ürünlerin garanti belgelerini saklar mısınız, bende böyle bir alışkanlık var. Pandemi zamanında evdeki bu faturaları elden geçirirken kendi açımdan ilginç şeyler tespit ettim. 18 yıl önce aldığı bir elektrikli süpürgeyi halen kullanan da bendim, 10 yıl içinde akıllı telefonunu dört kez yenileyen de… Finansçılık var, bir adım daha ileri gittim, ürünlerin o tarihteki fiyatlarıyla, o gün alınabilecek dolar miktarlarını alt alta toplayıp bugünkü kurla çarptım. Yaşadığım duygunun küçük bir şokla karışık geç kalmış bir aydınlanma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Eminim sizlerin de benzer hikayeleri vardır.

Tasarrufa başlamak için asla geç değil.

Bir günü bile kaybetmemek gerekiyor.

Sadeliğin merkezde olduğu bir yaşam ve istikrarlı bir tasarruf öyküsünün, bizleri daha özgür kılacağını düşünüyorum.

Bugün tükettiklerimiz, geleceğimizden alıyor…

Sağlıkla kalın…

%d blogcu bunu beğendi: