Sadeliğin gücü

Bir çoğumuz için geçerlidir sanırım, Günlük hayat koşturmasında bazen neyi neden tükettiğimizi bilemiyor, sonrasında neden aldığımızı bile hatırlamadığımız bir sürü objeye, alt alta topladığımızda önemli paralar ödediğimizi fark ediyoruz.

Cep telefonunu geçtim, çoğumuzun cep telefonu kılıf sayısı bile birden fazla. İkincisini, üçüncüsünü veya sekizincisini almak için türlü türlü sebep var. Modeli eskiyince güzel kılıf bulamam diye almış olabiliriz, bir reklamdan çok etkilenip almış olabiliriz, telefon daha da yeni görünsün diye isteyip aldık; düşününce eminim bir çok sebep bulabilirsiniz. Özeti cep telefonu kılıfı bile, çok azımızda sadece ‘bir defa’ karşılanan bir ihtiyaçtır.

Hayatın çok hızlı aktığı günlük yaşamda, hepimizi tüketime iten ‘sayısız uyarıcı ile’ birlikte yaşıyoruz. Bir gün üşenmedim saydım. Evimin yakınındaki metro durağından son durağa gidene kadar on durak boyunca, metrodaki TV benzeri panoda otuza yakın reklam izlediğimi not ettim zihnime.

Metrodan çıkarken yürüyen merdivenlerde, yer üstüne çıkar çıkmaz caddelerde, panolarda, otomobillerde, halk otobüslerindeki reklamları düşünürseniz, maruz kaldığımız ‘tüketim odaklı’ uyarıcı sıradan bir günde yüzlü sayıları zorlanmadan geçiyor.

Cep telefonunuzdaki uygulamaların ‘bildirimleri’ de açıksa, hem işitsel hem de görsel uyarıcılarla tetiklenmeye çalışılan yeni tüketimlere, sürekli olarak açık olduğumuzu fark edersiniz. Beyin fonksiyonlarımızın sürekli bu tarz uyarıcıların etkisine girmesi ve içlerinden ‘işimize yarayanları’ bilinç altımıza not etmesi, not alınan objenin ‘tüketilmesi’ için en güçlü çeldiriciyi zaten bize atmış oluyor. Kim bilir belki de aslında farkında olmadan değil; not ettiklerimiz yüzünden ‘gereksiz’ harcıyoruz.

Tüketim: Para ödenen yorgunluk

Tasarrufa büyük motivasyonla odaklandığım son üç yılda; restoranında yemek yemeyi çok sevdiğimiz o çok ünlü mobilya mağazasından aldığım şeylerin yarısından fazlasının ‘aslında ne kadar gereksiz’ olduğunu fark ettim. Mutfak gereçleri, dekoratif objeler, çerçeveler gibi. İçten bir empati ile gülümsediğinizi görür gibiyim. Galiba herhangi bir şeyi ‘ihtiyaç’ duyduğum için değil ‘istediğim’ için almıştım o mağazada.

Yıllık üyelik yapıp para ödediğimiz spor salonuna toplasak iki ay ancak gitmek, kilo verelim diye aldığımız koşu bandını balkonda tozlanmaya bırakmak çok klişe hikayeler gibi gözükse de, gerçeklik payının da çok güçlü olduğunu unutmamak lazım. Bir tanesi kırılıp takım bozuldu diye ‘başka bir takım’ ile yerini doldurduğumuz yeni su bardakları, bir bakıyoruz mutfak dolabında altı değil, on bir tane oluveriyor, yaşam alanımızdan çalıyor.

Tüm bu tüketimler birikip yaşam alanımızı kısıtlamaya, evimizin içinde bizi ‘karmaşaya’ götürmeye başladığında, bu kez de para verip aldığımız o ‘kötü yatırımı’ günlük hayatımızda taşımak zorunda kalıyoruz.

Yaşam alanı bizi sıkıştırıp, baskılamaya başlayıncaya kadar, bu kararın isabetsizliği ile zihnen hesaplaşıyor, pişman oluyor ve bunun yarattığı huzursuzluğu yükleniyor, gereksiz para harcamış olmanın gerilimini hissediyoruz.

Gereksiz tüketimle oluşan tatmin alışverişten kısa bir süre sonra yitip gidiyor, finansal açıdan tasarruflarımızı, mekansal açıdan ise yaşam alanımızı daraltıp ona ket vuruyor.

Sadelikteki fırsat

Pandemi bizi eve kapadığında, sadelikle ilgili okumalar ilgimi çekti. Kendime uyguladığımda aslında ‘çok rahatlatıcı’ bir yanı olduğunu keşfettim. Artık kullanmadığım sosyal medya üyeliklerimden gereksiz e-posta hesaplarıma, reklam amaçlı binlerce mailden, üniversite yıllarında aldığım kitaplara, çekmecelerdeki işe yaramaz şeylerden, hiç giymediğim kıyafetlere kadar. Hepsini elden geçirdim, ayrıştırdım, paketledim.

Kitaplar, kıyafetler, objeler, işlevini kaybetmiş eşyalar. Doğru insanlara ulaştırmak için seçici davranarak, orta vadede azar azar yaşamımdan çıkardım hepsini. Bakım isteyen elektronik eşyaları ve benzeri şeyleri de, yapılabilecekse tamir ve iyileştirme yoluna gittim.

Bu yazıyı yazdığım diz üstü bilgisayar dokuz yıllık örneğin. Hızlandırıcı programlar, gereksiz dataların silinmesi derken, bir hayli iyileşti. Evet yeni bir dizüstü gibi sekiz saniyede açılmıyor ama olsun. Yetmiş saniyede açılabilen dizüstü bilgisayarımla da mutluyum, işimi görüyor.

Sadelik bir tasarruf yolu mu?

Sadeleşmeyle gelen zihin rahatlığı çok konforlu bir şey. Alınması gereken herhangi bir şeyin ‘ihtiyaç’ olup olmadığını daha onu tüketmeden sorgulamak ailece uyguladığımız bir davranış olunca, bu olumlu değişim, tüketimimizin azalmasına tasarruflarımızın artmasına yol açtı. Hayatımızdaki işlevsellik arttı.

Gereksiz kalabalıktan kurtulan çekmeceler, dolaplar, odalar artık daha rahat hareket edilebilir, daha kolay organize edilebilir, daha kullanılabilir durumda.

Bizi baskılamıyor.

Finansal açıdan herhangi bir hedefe ulaşabilmek için, bu planın içinde sizin dışınızda insanlar da varsa; ‘topluca benimsemek’ ön koşul. Sadeliği yaşamınızda etkin kılmayı da, borçları azaltıp tasarrufu ana plan yapmayı da, eğer ailenizle yaşıyorsanız, tek başınıza yapamıyorsunuz. Herkesin benimsemesi lazım.

Son üç yıla yayılan tasarruf hikayemi ve borçlarla olan savaşımı daha önce yazmıştım. Vakit bulursanız, öneririm.

https://tasarrufdelileri.com/2020/09/19/borclarla-dans/

Sadelik hayatımıza yavaş yavaş girdi, zaman geçtikçe içtenlikle benimsendi ve tasarruf alışkanlığımızı etkin ve verimli hale getirdi. Finansal açıdan baktığımda bizi borçlarımızdan kurtardı, hayat tarzı olarak bize işlevsellik kattı.

Sade yaşam felsefesine ‘minimalizm’ deniyor ve çok benimsediğim bir ilkesi var. Minimalizm daha azına sahip olmak değil, gerçekten önemli şeyler için hayatınızda yer açmak…

Tıpkı tasarrufun, hayatımızdaki en önemli hayallere yer açması gibi.

Belki bu pazar günü de, sizin için sade bir başlangıcın ilk günü olabilir.

‘Az aslında çoktur.’

Sağlıkla kalın…

tasarruf delileri tarafından yayımlandı

Finans sektöründe 23 yıllık bir yolculuk. Sermaye piyasaları, çeşitli bankalarda portföy yöneticiliği, Satış Müdürlüğü deneyimleri. SPK Türev, SPK Düzey3, BES ve SEGEM Lisansları. Son dönemde ekonomiye, iktisada yoğun ilgi. Evli, 2 çocuk babası, tasarruf delisi.

Sadeliğin gücü” için 9 yorum

  1. Elinize sağlık. Sadelesmeliyiz sürekli reklamlar, Instagram’da yapılan gosterisler ile sürekli tüketmeye zorlanıyoruz.. Mümkün olduğu kadar minimalist olmalı.
    Bu arada SSD alın 8 sende açılır bilgisayarınız.

    Beğen

Ahmet için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: